23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMINDA SÖZ ÇOCUKLARIMIZDA!

Çocuklarımızın araç içinde ve yaya olarak ne kadar çok canının yandığını, en güzel çağlarında trafik kazalarından zarar gördüklerini, bir çok anne-babanın trafik kazalarında hayatlarını kaybederek çocuklarını öksüz ve yetim bıraktıklarını düşündüm.

Fakat maalesef trafikte ve araç içinde yolculuk eden çocuklarımızın hiç söz hakkı yoktur. O kadar savunmasız ve çaresizler ki, büyüklerinin verdiği kararlar karşısında seçme şansları kalmaz. Ona çocuk güvenlik koltuğu almayan, kemer takmayan ve taktırmayan, ön koltukta oturtan, kucağından indirmeyen bir aile, bu çocuğun gelecekte de kendini koruyabilmesine engel olduğunun farkında bile değildir. Ağaç yaşken eğilir. Çocuklarımıza trafik eğitimini çok küçük yaşlarda vermeliyiz ki, hayatta kalabilmeyi başarabilsinler.

 
Çocuklara senede bir gün de olsa büyüklerin yerine geçme ve söz hakkı tanınması bir gelenektir. Ben de kendi köşemde çocukları temsilen 10 yaşındaki oğlum Cem’e söz hakkı vermek istedim. Çocukların gözüyle, trafik ve güvenlik konularında ne düşündüğünü çok merak ettim ve ona sordum: ‘Söyle bakalım oğlum, trafikte seni rahatsız eden şeyleri…Sana imkan versem neleri değiştirmek, neleri düzeltmek istersin?’
 
Söz hakkı vermeme Cem’in ne kadar çok sevindiğini ve heyecanlandığını anlatamam…’Her ay mı köşe yazacağım?’ sorusuna kibarca ‘Hayır, 23 Nisan nedeniyle sadece bu ay’ diye cevap verdim. Başbakan’ın koltuğunu bir gün bile olsa devretmekte neden zorlandığını şimdi daha iyi anlıyorum!
 
Söz Çocukların Temsilcisi Cem’de
 
Cem, 2007 yılında Petrolofisi 25 Küçük Adam Karting Şampiyonasına katılmış ve bilinçli bir anne-baba tarafından yetiştirilmiş, trafik eğitim altyapısı olan bir çocuk…Ama itiraf ediyorum, bu kadarını beklemiyordum! Bir çırpıda sıralamaya başladı:
 
Trafik kazası hiç olmasın isterim. Sürücüler saygılı olsun, kavga etmesinler. Mutlaka sizden eğitim alsınlar…Yollar tertemiz olsun, arabalardan çöp atılmasın dışarı…
Deli gibi hızlı araba kullanılmasın. Yaya geçidine yaklaşırken yavaşlayıp bize yol versinler. Araba kullanırken sigara içmesinler, saçlarıyla oynamasınlar, dikkatleri dağılmasın.
Bütün arabalarda hava yastığı olsun. Ama 1.65’ten kısa olanlar öne oturmasın. Kazada ölenler azalır böylece…Arabalarda TV (Navigasyon ekranı) olmasın, TV’ye bakacağım diye kaza yaparlar.
Emniyet kemerini takmayanların ehliyetleri geri alınsın. Kendilerini koruyacağını bildikleri halde neden takmazlar anlayamıyorum.
Taksilerde arka koltukta çalışmayan yada koltuk altında kalmış kemer tokası olmasın. Koltuk başlıksız araba üretilmesin.
Bütün çocuklara trafik kuralları iyi öğretilsin.
Bebekler de kucakta taşınmasın, diğer çocuklar gibi çocuk koltuklarında yolculuk etsinler, emniyet kemerleri takılsın. Böylece arabayı kullanan sürücüyü de rahatsız etmezler.
Çocuklar babasının kucağında direksiyona geçirilmesin, ya kaza olursa çocuk babasıyla direksiyon arasında ezilir sonra…
Çocuklar karşıdan karşıya geçerken, büyüklerinin ellerinden tutsunlar.
Çocuklara oyun alanları yapılsın ki, sokakta oynamasınlar.
Okul servis araçlarında da emniyet kemeri olsun, çocuklar camlardan sarkmasın. Okul servis şoförü de, taksici de, minibüs şoförü de kemer taksın…
Akşamları okul çıkışında karanlıkta görünmeyen öğrenciler, mutlaka fosforlu (reflektif aklına gelmedi) giysiler giysin.
Bisiklet kullanan çocuklar kask ve koruyucuları da üşenmeden taksınlar. Bisiklet yolları yapılsın.’
 
Cem’in bu kadar doğru tespitler yapması beni çok şaşırttı. Her kelimesinin altına imzamı atarım. Keşke tüm bu istekleri gerçekleşse…
 
Adam Olacak Çocuk
 
Çocuk deyip geçmeyin. Onlar çok akıllı. Geleceğimizi onlara emanet edeceğiz. Canımızı vermekten çekinmeyeceğimiz çocuklarımızın, trafiğimizde başlarına bir şeyler gelme olasılığı çok yüksek… Avrupa’da trafik kazalarından en çok etkilenen çocuklar bizimkiler… O yüzden onlara emniyet kemeri uyarı sesini iptal etmek için kemeri koltuğun arkasından nasıl geçirmesi gerektiğini değil, bizzat her seferinde kemerimizi takıp, başkalarının da takmasını sağlayarak doğruyu öğretmeli, örnek olmaya çalışmalıyız. Bu alışkanlığı çok küçük yaşta kazandırmalıyız ki büyümeye başladıklarında arkadaşına uyup kemersiz seyahat etmesin. Arkadaşına da kemerini taktırmayı başarabilsin. Eğer bu konuyu önemsemezseniz ve çocuğunuza trafik ve araç güvenliği konularında zaman ayırmazsanız, bir gün kötü bir haberle sarsılabilirsiniz.
 
Çocuğu okula servis aracıyla giden anne-babalara da şunu sormak istiyorum. Çocuğunuzu kime emanet ediyorsunuz? Bu şoför tecrübeli mi, eğitimli mi, büyük kaza yapmış mı? Kullandığı araç ne durumda, lastikleri yeni mi, her koltukta emniyet kemeri var mı? Bir gün üşenmeden servis aracını takip etmek belki de içinizi rahatlatabilir. Servis firmasını uyarabilirsiniz en azından. Ya da çocuğunuzu hemen o servisten almanız gerekebilir. İstanbul’un göbeğinde bir ilkokulun çıkışında Cem’in dışında emniyet kemeri takan başka bir çocuk görmedim. Anadolu’daki illeri düşünemiyorum.
 
Hatalıysam ara!
 
Bir kamyonun arkasında gördüğüm Beni araman için hata mı yapmam lazım! yazısını hatırladım birden. Bir insanı uyararak o hatasından döndürmek çok zordur. Ona eğitim vermezseniz, yapacağı şeyin doğru olduğuna inanmasını sağlayamazsanız, davranış değişikliği de sağlanamaz. Siz onu uyarsanız da o yine yanlışı yapmaya devam edecektir. Herkesin yanlışları sergilediği ve yanına kar kaldığı bir ortamda kurallara uyanlar yadırganır hale geldi. Bunun en önemli sebebi bu kişilerin çocukluktan başlayarak herhangi bir trafik ve güvenli sürücülük eğitimi almamış olmalarıdır. Kırmızı ışıkta geçerken sizi görüp, o da kırmızı da geçmeye çalışan bir çocuğun hayatını kaybetmesinden dolayı vicdan azabı duymamız gerekir.
 
Trafiğe ve kurallara saygılı, duyarlı ve sağduyulu bir evlat yetiştirmek hepimizin bir vatandaşlık görevidir. Bunun için kendimizin de eksikliklerini gidermemiz şarttır.

 DİĞER KÖŞE YAZILARI